17 Ekim 2008 Cuma

Hayalet Bisiklet

Hayalet bisikletler, ilk olarak 2003 yılında ABD'de başlamış bir hareket. Trafik terörü kurbanı olmuş, araç çarpması sonucu hayatını kaybetmiş kişilerin bisikletleri tamamen beyaza boyanıyor, üzerine bilgi verici bir tabela yerleştirilip kazanın cereyan ettiği yerin yakınında bir direk ya da trafik işaretine kilitleniyor.


Amaç, bu olayı sürekli hatırda tutarak bisikletçilere dikkat çekmek ve bisikletçilerin güvenliğini sağlamak.


2003 yılından beri bu harekete dünya çapında 63 şehir katılmış. Ayrıntılı bilgi için ghostbikes.org sitesini ziyaret edebilirsiniz.


İçlerinde beni en çok sarsan 11 yaşındaki Nicholas'ın bisikleti oldu. Hikayesi burada.

15 Ekim 2008 Çarşamba

Bisiklet Park Yeri

Bisiklet park yerleri tasarımı hakkında ülkemizde bir yarışma açıldığını hayal edebiliyor musunuz? Herşeyi hallettik de sıra buna mı geldi diye düşünebilirsiniz. Biz daha yolun bu kadar başındayken, birileri bisiklet park yerleri için tasarım yarışına girmiş bile.


New York şehrinde düzenlenen bu yarışma ilham verici tasarımlara sahne oluyor. Tüm dünyadan 200'ün üzerinde başvuru olmuş. Yarışmanın birincisi 24 Ekimde Ulusal Tasarım Haftası kapsamında açıklanacak. O günü bekleyemem derseniz, finale kalan 10 tasarımı buradan görebilirsiniz.


Konuyla ilgili video işte burada.



Bisiklet park yerleri ile ilgili daha fazla fotoğraf isterseniz, linkiniz hazır.

12 Ekim 2008 Pazar

Bisiklet Anatomisi

Videomuz quickrelease.tv adresinden. Bisikleti oluşturan parçaları tanıyın.


9 Ekim 2008 Perşembe

Camelbak ve Mataralar

Su olmadan bisiklet keyfi olmaz. Efor sarfeden birinin, belirli aralıklarla sıvı alması gerekir. Bu konuda uzman görüşleri, susamayı beklemeden sıvı alınması yönünde. Vücudunuzda sıvı kaybına bağlı sorunlar yaşamak istemiyorsanız, suyunuzu yanınızda taşımak ve bunun için aktivitenize uygun bir sıvı alım sistemi seçmeniz şart.

Plastik Suluk ya da mataralar en pratik ve ekonomik çözümler. Turunuzun uzunluğu, geçeceğiniz güzergah, mevsimsel şartlar gibi faktörleri gözönünde bulundurarak, bir ya da birkaç matara taşıyabilirsiniz. Plastik mataralarda suyunuz yazın ateş gibi, kışın da buz gibi olacaktır. Ayrıca kaliteli olanları bile koku yapmaya meyillidirler.


Aluminyum mataralar, içlerindeki sıvıyı daha uzun süre istediğiniz ısıda tutabildikleri için plastik mataralardan biraz daha konforlu. Çift katmanlı olup, termos gibi kullanılabilenleri de mevcut. Koku yapma ihtimali daha az olmakla birlikte, ağırlık ve fiyatı plastikten biraz daha fazla.


Camelbak ise, sıvı alım çantalarıyla özdeşleşmiş bir marka. Başka markaların sıvı alım çantalarına bile artık camelbak denir olmuş. İçinde plastik bir su haznesi içeren çantaların ortak adı diyebiliriz camelbak için. Gayet kullanışlı bir formül olmakla birlikte, haliyle diğer sistemlerden biraz daha maliyetli. Ayrıca sıvı hazneleri biraz daha özel bakım istiyor. Seyir esnasında sıvı almak, bu sistemle çok daha kolay ve pratik.


Gerek mataralarda gerekse camelbak çantaların sıvı haznelerinde zamanla istenmeyen kokular oluşabiliyor. Bunun oluşmaması için havalandırma çok önemli. Matara ve sıvı haznelerini işiniz bittikten sonra boşaltıp, ağızlarını açık bırakarak havalanmasını sağlayın. Bir diğer önemli aşama temizleme. Hatta bunun için üretilmiş özel ürünler ve fırçalar bile var.


Bütün bunlara rağmen koku olmuşmuşsa, size ilginç bir yöntem önerebilirim. Mataranızın içine kola doldurun. Bildiğiniz coca-cola. Bir gece buzdolabında bekletin. Ertesi gün yıkayıp kullanın. Koku geçecektir. Hala koku varsa, o matarayı değiştirseniz iyi olur.

7 Ekim 2008 Salı

Fren Ayarı

Şehir içinde başınız sıkıştığında yanına koşabileceğiniz bir bisiklet tamircisi bulmanız mümkün. Ancak uzun yola çıkma niyetindeyseniz, birçok arızayı gidermeyi öğrenmelisiniz. Uzun turlarda başınıza gelebilecek aksaklıklarla nasıl başedeğinizden bahsetmeye devam ediyoruz.

Emniyetli bir sürüş için en önemli bisiklet bileşenlerinden biri olan frenleri ele alalım bugün. Eğer frenlerinizin yeterince sıkı tutmadığını farkettiyseniz, elinizi işe bulaştırmanın vakti gelmiş demektir. Videomuz BicycleTutor.com sitesinden. V frenlere ait birçok püf noktasını bu videoda bulacaksınız.



Bisiklet tamir ve bakımıyla ilgili bilgiler içeren siteler arasında benim favorim her zaman Bicycle Tutor olmuştur. Zamanla bu konuyla ilgili diğer sitelerin linklerini de bu sayfada bulacaksınız. Ama ihtiyacınız olan birçok şeyi Bicycle Tutor'da bulmanız mümkün.

5 Ekim 2008 Pazar

Bisiklet ve Kamp : El Aletleri

Bisiklete binerken bir çoğumuz yanımızda bike-tool dediğimiz bisiklet tamir aletlerinden taşıyoruz. Bu aletler çoğu zaman iş görüyor. Ama bazı aletlerin eksikliğini de hissediyoruz. Multi-tool kategorisine giren aletlerden sahip olmayı düşündünüz mü hiç? Hemen hemen herkes meşhur İsviçre ordu çakılarını bilir. İçinden bir dünya ıvır zıvır çıkan şu küçük, sağlam çakılar... Bıçak, gazoz açacağı, törpü, makas vs. Ancak onların da eksikliği hep bir pensesinin olmayışıdır. Pensesi de olan çok amaçlı bir el aleti, bisikletli aktivitelerimizde bizim hemen hemen tüm ihtiyaçlarımızı görecektir. Hele ki işin içine bir de kamp olayı girerse...


Dünya çapında tanınmış, kalitesini ispat etmiş birkaç marka var. İçlerinde belki de en ünlüsü Victorinox. Ancak penseli modellerin öncüsü Leatherman. Gerber'in ise özellikle pense kısmının sağlamlığı ve değiştirilebiliyor olması, en önemli özelliği. Sog ve Wenger de kendi alanında isim yapmış diğer ünlü markalar. Bunların dışında bir marka da tercih edebilirsiniz ama genel olarak bazı şeylere dikkat etmelisiniz.


Multi-tool alırken ilk bakmanız gereken şey tek elle açılıp kapanabilir olup olmadığı. Bir eliniz meşgulken diğeri ile aletin istediğiniz herhangi bir fonksiyonunu açıp kapatabilmelisiniz. Satın alırken özellikle pense foksiyonuna geçişin yumuşak ve rahat olmasına bakın.


Dikkat etmeniz gereken diğer bir nokta, ayrı ayrı her aletin emniyet kilidinin olması. İstenmeyen kazalara meydan vermemek için mutlaka bu kilitlere ve kilitlerin güvenilirliklerine iyice bakın. Özellikle bıçak ya da testere gibi kesici bölümler açılırken bu emniyet kilitleri kendiliğinden devreye girmeli, o kısmı kapatmak istediğinizde ise tek elle kapatabileceğiniz şekilde kolayca devre dışı kalabilmeli.


Bisiklete binerken herşeyin hafifini tercih ettiğimizi düşünürsek, bu aletlerinde hafif ve az yer kaplayanı bizim için makbul. Takoz gibi bir aleti kimse taşımak istemeyecektir. Burada örneğini gördüğünüz modellerin büyüklük ve hafiflik açısından birbirlerinden pek farkı yoktur. Ancak piyasada sahte ya da taklit çok fazla kalitesiz, kaba ve ağır ürün olduğunu da bilin.


Artık emektar bike-tool'umuzu evde bırakacağımıza göre, bisiklet için ihtiyacımız olan allen anahtarlarını da bu alet halletmeli. Ekstradan alacağınız bir adaptör vasıtasıyla bu sorunu da çözmüş oluyorsunuz. Dilediğiniz allen uçlarını farklı takımların uçlarından da temin edebilirsiniz. Zira genellikle bu takımlarda bizim ihtiyaç duyabileceğimiz 2 ve 3 numara allenler ne yazık ki yok.


Yeni aldığınız bu çok marifetli şık aleti taşımanız için size bir de kılıf lazım olacak. Kılıfta tercihiniz asla deriden yana olmamalı. Deri nemi hapsederek uzun vadede metalin zarar görmesine neden oluyor çünkü. Bu nedenle cordura ya da plastik cordura karışımı malzemeden yapılmış kılıfları tercih etmelisiniz.

Deri ve Cordura Kılıflar

Her malzemede olduğu gibi, bu aletlerin de uzun yıllar size sorunsuz hizmet etmesini istiyorsanız, bakımını ihmal etmemelisiniz. Yeni aldığınızda ilk bir ay boyunca haftada bir kez aletin oynar kısımlarına WD-40 sıkarak bir süre açıp kapatın. Özellikle pense kısmının sorunsuz çalışması için bunu ihmal etmeyin. Bu işlemi daha sonra kullanma sıklığınıza göre ayda bir ya da iki ayda bir kez tekrar edin.

3 Ekim 2008 Cuma

Tilmann : Efsane Göçebe

Efendi Tilmann Waldthaler, kendi değimiyle "cycle nomad" yani bir bisikletli göçebe. 1977 yılında ilk turuna başladığından beri 30 küsur yılı ve 430.000 kilometreyi geride bıraktı. O bir efsane.


Alman asıllı. Avustralya vatandaşı. 1974 yılının yılbaşı gecesi, yaşadığı şehri vuran kasırgada herşeyini kaybetmesiyle başladı bütün macera. Öyle ya, hiçbir şeyiniz yoksa kaybedecek birşeyiniz de yok demektir. İlk turunu iki kutup arasını pedallayarak gerçekleştirdi. Dile kolay. Tam 4 yıl ve 55.000 km.


Tilmann baba için bu sadece başlangıç. Turların ardı arkası kesilmiyor artık. Nerelere gitmemiş ki... Alaska'dan Patagonya'ya. Nil'in denize ulaştığı yerden kaynağına. Bisikletle ekvatorun çevresini bile dolaşmış. Avustralya'nın çöllerinden dünyanın çatısı Himalayalar'a kadar, O'nun tekerleğinin izini takip etmek mümkün.


Böyle bir hayattan neler öğrenmez ki insan. Budist rahiplerden de feyz alabilirsiniz, woodoo büyücülerinden de. Büyük Sahra'nın uyandırdığı sabır hissiyle Himalayalar'ınki ne derece farklıdır birbirinden... Bu arada fırsat bulup bu kitapları ne ara yazdı acaba?


Tilmann'ın internet sayfasında, 30 yılı aşkın uzun yol tecrübesiyle yoğrulmuş, binlerce kilometre pedal çevirirken yaşayarak öğrenilmiş, onlarca kullanıma hazır, damıtılmış bilgi mevcut. Hayatta aklınıza gelmeyecek bazı ipuçlarını O'nun ağzından dinleyebilirsiniz. Mesela tur sırasında biri sizi evine davet ederse neye dikkat edeceksiniz?


Çok yaşa Tilmann baba. Daha çok yaşa ki, daha çok seyahat et.